Defterler, dönüp bakmak için mi yazılırlar?
Defterler, dönüp bakmak için mi yazılırlar?
Pencerenin dışı kar-kıyamet, saçlarıma karlar düşmeye başlamış..
void_density
Analarımız babalarımız bize bardaklara ve bedenlere özen göstermeyi öğrettiler. Çocukluk tutkularımızın olanaksız olanın alanına girdiğini, papazları yollarından döndürmemek gerektiğini, insanların mucize gerçekleştirmediklerini ve hiç kimsenin, nereye gittiğini bilmeden yola çıkmadığını öğrettiler. Bütün bunlara inat, kır şu bardağı yalvarırım sana; ve bizi o lanetli ön yargılardan, her şeyi açıklama, öte yandan yalnızca başkalarının onayladığı şeyleri yapma saplantısından kurtar’
The Breakfast Club Soho
Onlar -ve diğerleri-, gözlerimin önünde soyunuyorlar, çırılçıplak. Ayaklarımın dibine seriliyor örtüleri. Yeşil gökyüzü parça parça üstüme düşüyor, sarı yağmurlar denizlere…
red&velvet Christmas on its way.. at Covent Garden
Vauxhall, London
Sunday Sunsets
playing the same song again and again, till it no more calls back a moment of _______. Till it becomes meaningless.
Demolishing Memories..
Günaydın.. güneşsiz ama keyifli bir Londra sabahından.
Brompton Square/London
Beklemek bazen çok sinir bozucu
Okuduğum her şeye inanıyorum. Neye inandığımı, gerçekten haklı veya doğru bulduğumu sormaya korkuyorum.
Cevabım yok.
Yargılamamak adına, her şeyin herkesin doğru olabileceğini düşünüyorum. Öylece bir o tarafa bir diğer tarafa sürüklenebilirim sanki. Suyun içindeyim, yalnızca nefes alabileceğim kadar suyun yüzünde tutuyorum kafamı. Gerisi, benim dışımda gelişiyor. Yumuşak, sürekli hareket ediyor kollarım, bacaklarım, gövdem. Düşmüyorum; ama suyun yüzünde yürümem zaten imkansız.
Sana da inanıyorum. Söylediklerin anlamlı geliyor. Beni ikna etmen çocuk oyuncağı. Beni kendi düşündüklerine inandırabilirsin.
Sana inanırım. Tanrıya da. Herkesin tanrısına inanıyorum. Tanrısız olanınkine de. İnanmayı yadırgamıyorum.
Beni kendime inandıran biri de mutlaka çıkar bir gün. İşte ondan vazgeçebilir miyim bilmiyorum. Bilmediğim çok şey var gerçi.
Vazgeçebildiğim çok şey olması gibi. Yokluğuna alışabileceğim çok şey oldu. Her şeyin yokluğuna alışılabilir bence. Varlıktaki yokluğa alışmak zor bir şey gerçi. Varken yok saymak. Varlığına gözlerini o kadar inandırmışken, yokluğuna alışamadığım şeyler oldu.
Beni mutsuzluğuma inandıran, huzuruma inandıran, kıskanç olduğuma da inandıran başkaları oldu. Kendime inandıranı bulduğuma emin değilim hala.